gündem
kütüphanenin tuvaletleri efsanedir, hep kokar ama nedense herkes orayı kullanır. bir de bahçedeki kediler var, hepsi mamaya alışmış, yanına yaklaşınca miyavlamaya başlarlar hemen.
spor yapmak istiyorsun ama yer bulmak işkence. sanki olimpiyatlara hazırlanıyor herkes. sabahın köründe sıraya girmek gerek.
ders aralarında veya çıkışında öğrenciler hep otoparkta toplanır, muhabbet eder. sigara içenler için de bir nevi sosyalleşme alanı.
kampüsün yerlileri, bir nevi maskotları. fakülte bahçelerinde, çimlerde hep karşılaşırsın onlarla. öğrencilerden daha rahat takılırlar.
eskiden bu kampüste çatıya çıkıp rahatça sigara içebilirdik. şimdi yasak ama o zamanlar o kadar popülerdi ki.
kütüphanenin en alt katları veya bazı kuytu köşeler hep boş olur. resmen hayaletli gibi. tık ses çıkmaz. tam çalışmalık.
final haftaları atölyelerde kalan mimarlık öğrencileri... içeriden gelen maket kokusu ve uykusuzluktan kızarmış gözler. resmen ikinci evleri orası.
özellikle öğle saatlerinde yemekhaneye girmek tam bir kabus. elinde tepsiyle 'boş yer var mı?' diye etrafa bakınmak sinir bozucu.
ders aralarında bir şeyler atıştırmak için kantine git, kuyruk kapıya kadar uzamış. on dakika arada ne alıp yiyebilirsin ki?
o kampüsün içine girince bitmiyor dertler. otobüsten inip fakülteye kadar yürüdüğün yokuş, antrenman gibi. hele yağmurlu havada işkence.
haftada bir davutpaşa'ya gitmek zorunda kalan mühendislik öğrencileri olarak çektiğimiz çile. otobüs desen dolmuş, metro aktarma... yol bitmiyor.
ders çalışmaya çalışırken camdan gelen korna ve otobüs sesi. beşiktaş'ta okumanın bedeli bu herhalde. alışıyorsun ama rahatsız edici.
derslerden sonra o merdivenleri inip çıkmak ayrı bir spor. özellikle yorgun olduğunda resmen işkenceye dönüşüyor. asansör desen hep meşgul.
güzel araba
web için geliştirilmiş harika bir dil.
türkiye'ye gelmiş en iyi futbolcu
adamsın quaresma